Ana Sayfa  :  Gelişmiş Arama  :  English   :
   

The Mary Tyler Moore Show

TV

Gilmore Girls'ün Lorelai'ı, Ally McBeal'ın Ally'si, Buffy The Vampire Slayer'ın Buffy'si, NewsRadio'nun Lisa'sı, çabukça yayından kaldırılan Studio 60'nin Jordan'ı. Dünyanın erkek - kadın eşitliğinde hatırı sayılır mesafe katettiği 2000'lerde, güçlü oldukları için alkışlanan bu kadın karakterlerin ilk örneklerinden biri, televizyon annelerinin evden çıkmadığı, bekar kadın karakterlerin evlenmek için uğraştığı 1970'lerde, diğer bir deyişle zamanının 30 yıl kadar ilerisinde, küçük ekranla tanıştı: 'un Mary Richards'ı.

1961'den 66'ya The Dick Van Dyke Show'da Dick Van Dyke'ın eşi Laura Petrie olarak gönülleri çalan Mary Tyler Moore, dizinin bitiminden sonra suskun bir döneme girmiş. CBS kanalı için "Dick Van Dyke and the Other Woman" adlı özel bir program hazırlayan Dick Van Dyke, eski arkadaşını konuk olarak davet edip yeteneklerini göstermesine izin verince, CBS yapımcıları Mary Tyler Moore'un tek başına bir diziyi sürükleyebileceğine kanaat etmiş ve yıldızla sözleşme imzalamış. Mary merkezli bir dizi inşa etmek üzere iki genç yazar, Allen Burns ve James L Brooks (kendisini Simpsons'ın yapımcısı olarak tanıyabilirsiniz) görevlendirilmiş. İkilinin yarattığı, şimdilerde normal, o zaman için sıradışı, bağımsız, evlilik peşinde koşmayan, kariyer sahibi Mary Richards baş karakterinin, Brooks'un dizinin "Baba"sı (Godfather) olarak nitelediği, Fox'un üst düzey yöneticilerinden, MTM'in o zamanki eşi Grant Tinker'ın perde arkasından yardımlarıyla CBS'e kabul ettirilmesiyle Mary Tyler Moore Show'un oluşum süreci başlamış.

Mary Tyler Moore'un canlandırdığı Mary Richards, uzun süredir birlikte olduğu erkek arkadaşından ayrıldıktan sonra, ailesinin yanından ayrılıp Minneapolis'e taşınır. Üniversiteden arkadaşı Phyllis (Cloris Leachman) ve mutlu ailesinin yaşadığı apartmanda bir daireye yerleşir. 1971'de çekilen The Last Picture Show filmindeki rolüyle Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar alan Cloris Leachman'ın canlandırdığı Phyllis'i Mary'nin karşıtı (ve bu anlamda dizinin kötü kadını) olarak görmek mümkün. Phyllis, Mary'nin sahip olmadığı herşeyden; kızından, kocasından, katıldığı sosyal faaliyetlerden aşırı bir gurur ve kendini beğenmişlikle bahsederek televizyonun yıllarca ileri sürdüğü klasik Amerikan annesinin parodisini sahneliyor.

Aynı daireye yerleşmek istediklerinden başta biraz ters gitseler de Mary'yle ilk bölümün sonundan itibaren yakın arkadaş olan (ve Phyllis'i hırsından çatlatan) üst kat komşusu Rhoda, NewYork'lu Yahudi bir ailenin kızı (Woody Allen'ın komşusu bir nevi). Annesinin hallerine dayanamadığından Minneapolis'e sığınan, kendince bir hayat kurmaya çalışan Rhoda'yla Mary arasındaki farklar geceyle gündüz kadar keskin değil. Broadway'de ufak bir oyunda keşfedilip diziye getirilen Valerie Harper, karakterini "Mary olmak istediğinizdi, Rhoda'ysa olduğunuz" diyerek tanımlıyor. Her ne kadar fiziksel görünümüne güvenmediğinden, Mary'nin bağımsızlığının aksine mutlu bir izdivaç peşinde koştuğundan, yıldıza göre zayıf görünse de, Mary'ye "çocuk" (kid) diye seslenen Rhoda yeri geldiğinde yol gösterici konumuna geçiyor. Bu sayede Rhoda - Mary arkadaşlığı prenses - nedime ilişkisinden çok, zorluklara karşı birbirine destek veren iki denk gücü andırıyor.

Mary, yerel televizyon kanalı WJM-TV'nin kapısından geçtiği anda, bambaşka bir dünyaya, kariyer sahibi erkeklerin arasına giriyor. Başvurduğu sekreterlik dolduğundan, Mary'ye daha az maaşlı haber programı asistan yapımcılığı görevi kalıyor. Bu noktada, haber merkezinin patronu Lou Grant, erkeklerle eşit olmaya çabalayan Mary'nin önünde ilk engel olarak yükseliyor. Zira Edward Asner'in canlandırdığı Grant; fiziği, tavırları, iş dünyasındaki kadınlara bakışı ve tabii elinden düşürmediği kadehiyle tam bir "sert erkek". Yine de, bölümler ilerleyip Mary, Lou'ya karşı mücadelelerini kazandıkça ikilinin ilişkisi acımasız patron - köle ekseninden, baba - kız mevkiine doğru kayıyor.

Mary'nin ofisteki masa komşusu Murray, başta baş karakterimize iş yerinde sorun yaratacak "kötü"lerden biri olarak tasarlanmış. Ne var ki, Gavin MacLeod oyuncu seçiminde Murray'i sevilir bir karakter olarak okuyunca fikir değiştiren yazarlar, çetin düşmandan bir en iyi arkadaş yaratmış. Ağırlık Lou Grant'e gittiğinden ara ara sahneleri kısalsa da, Gavin MacLeod'un Murray'i sıkıntılı anlarda tek cümlelik esprisini yapıştırmak için sürekli bir köşede bekliyor.

Murray'nin taşlamayı en sevdiği ofis çalışanıysa Ted Knight'ın canlandırdığı, yeteneksiz haber spikeri Ted Baxter. İki kelimeyi bir araya getirmeyi beceremediği gibi Murray'nin yazdığı haber metinlerini de okumakta zorlanan Baxter önce sadece bir komedi öğesi olarak düşünülmüş (NewsRadio'daki Matthew gibi). Ama Ted Knight beklenenin üstünde performanslar sundukça, Ted Baxter'ın süresi artmış ve kendini beğenmiş, beceriksiz haber spikeri, dizinin sürükleyici karakterlerinden biri haline gelmiş.

4. sezondan sonra Mary'nin iki arkadaşı, Rhoda ve Phyllis, Mary Tyler Moore'un yapım şirketi MTM Enterprises destekli kendi dizilerine (Rhoda ve Phyllis) başlamak için MTM Show'u terkedince, oluşturdukları boşluğu doldurmak için iki yeni kadın karakter devreye sokuluyor. Georgia Engel'in paha biçilmez bir sukunetle canlandırdığı, Ted Baxter'ın önce kız arkadaşı, sonra eşi; saf, masum Georgette, zayıflığıyla Mary'ye tezat oluşturuyor. İlk sezonlarda kendi başına ayakta durmayı öğrenen Mary, bu kez öğretmen sandalyesine oturup, Georgette'e tecrübelerini aktarıyor (bilenler için, Joss Whedon da Buffy The Vampire Slayer'da Buffy'yi her sezon biraz daha fazla sorumluluk sahibi yapmış, son sezonda yeni avcıların öğretmeni konumuna getirmiştir benzer şekilde) Betty White'ın canlandırdığı, WJM-TV'nin ev hanımları programının (yemek tarifleri, ev ekonomisi bilgileri vs) sunucusu Sue Ann Nivens, ironik olarak, bir erkek avcısı. Mary'ye Georgette'in tam aksi yönünden ters gidiyor. DVD yayın haklarını elinde bulunduran Fox 4. sezondan sonra set çıkarmayı kestiğinden kesin konuşamasam da, gelenlerle gidenleri ana hatlarıyla karşılaştırınca Mary'nin Rhoda'nın gidişiyle kendisini anlayacak bir "en iyi arkadaş"ı kaybettiği ve o boşluğun doldurulamadığı açık. Lou Grant ve Murray bu noktada biraz daha öne çıkarılarak Mary'nin yalnız kalması engellenmiş.

Brooks'un Simpsons'ı, MTM'in önceki programı The Dick Van Dyke Show ve yakın dönem klasiklerinden Seinfeld gibi Mary Tyler Moore Show bölümleri birbirinden bağımsız ilerliyor (hatta bu sebepten, MTM Show'dan 70'lerin Seinfeld'i olarak bahsedildiğini duyabilirsiniz). Lou Grant'in eşiyle, Ted'in Georgette'le ilişkisi gibi yan konular ara ara ziyaret edilse de aktarımlar sınırlı kalıyor. Örnek vermek gerekirse, Mary bir bölüm hoşlandığı bir adamla bir sonraki bölümde tekrar buluşmuyor. Günümüz sit-com'larındaysa genel eğilim olayların üzerine komediyi oturtmak yönünde (Açık örnek Friends bir yana,  "hiç bir şey üzerine" Seinfeld bile belli dönemlerde bu çizgiyi takip etmiştir). İki yöntemin keyfi ayrı olsa da, klasik stil, komediye daha çok yer bırakıyor gibi.

Tabii, MTM Show'un uzun süreli romantik ilişkileri takip etmemesi, karakterlerin Simpsons'taki gibi sabit kalacağı anlamına gelmiyor (öyledir ya Simpsons. O bebek bir santim büyümedi kaç senedir). Özellikle, Mary Richards karakterinin ilk sezondan sona aldığı mesafe dikkat çekici. Karakterin zihinsel gelişimi, Mary Tyler Moore'un da 20'li yaşlarındaki fiziksel görünümünü (ve Dick Van Dyke Show'da alıştığımız sempatik sinir krizlerini) adım adım terkedip 30-40'ların olgun havasına bürünmesiyle tamamlanıyor. Aynı şekilde sevilmeyen patron konumundaki Lou Grant babacan (zaman zaman da afacan) sırdaş; kadın avcısı Ted Baxter, aile babası haline geliyor seneler ilerledikçe. Dizinin sıradan bir komedi olarak tarihin derinliklerine gömülmemesinde bu yazım tercihlerinin payı büyük.

Mary Tyler Moore Show'u, ekran görüntülerinin ötesinde tarihe fiziksel olarak kazıyan iki anıt var. Biri, MTM'in eşi Grant Tinker'ın, programın çekildiği sete astırdığı yazı: "Bu sette, birbirini çok seven bir grup yedi sene boyunca Mary Tyler Moore Show'u çekti". Bahsedilen "grup", MTM Show ailesinin üyeieri, 2002'de çekilen MTM buluşmasında Mary Tyler Moore'un cömertliğini hatırlıyor, setteki herkesin isteklerinin yerine gelmesi için çabaladığından, alışıldık yıldız kaprislerini taşımamasından ve ekibi bir arada tuttuğundan bahsediyor. Mary Tyler Moore'sa kamera kendisine döndüğünde, alçakgönüllülükle, Dick Van Dyke ve Carl Reiner'a doğru uzatıyor parmağını, nasıl davranması gerektiğini The Dick Van Dyke Show'daki ailesinden, komedinin büyük ustalarından öğrendiğini söylüyor. Yine DVD'ye ek olarak konan röportajlarda; yazarlar, iki baş yazar James Brooks ve Allen Burns'un onları ne kadar serbest bıraktığından, yapılmayanı yapmaya teşvik ettiğinden dem vururken; Brooks ve Burns yapmak istediklerini kanala MTM'in eşi Grant Tinker'ın nasıl kabul ettirdiğini anlatıyor gülerek. Bölümlerin büyük kısmının yönetmeni Jay Sandrich (10 Fred - Ginger filminden beşini yönetmiş Mark Sandrich'in oğlu) ve Edward Asner sette kavga edip sonra öğle yemeğine gittikleri günleri yad ediyor.

İkinci anıtsa, Minneapolis'in bir köşesindeki "havaya bere atan Mary Tyler Moore" heykeli. Dizinin "Love Is All Around" eşliğindeki açılış jeneriğinde Minneapolis sokaklarını turlayan Mary, gezisinin sonunda, yüzünde "Dünya'yı harekete geçiren" gülümsemesiyle, bir caddenin ortasında beresini havaya fırlatıyor bağımsızlığını ilan edercesine ve bere havadayken görüntü donuyor. Bu kare ve onu kopyalayan heykel, Mary Tyler Moore Show'un, şimdilerde bile geçerli mesajını, şimdiden sonraya iletiyor: "Ne olursa olsun başaracaksın"

Seçenekler

Trackback

Bu yazı için Trackback URL si: http://www.genetikci.net/trackback.php/themarytylermooreshow

Trackback iletisi yok.
The Mary Tyler Moore Show | 0 yorum | Yeni
Aşağıdaki yorumların sorumluluğu gönderene aittir. Sitemiz herhangi bir sorumluluk kabul etmez.