Ana Sayfa  :  Gelişmiş Arama  :  English   :
   

Reds ****1/2

SinemaSiyah üzerine beyaz yazılı açılışıyla, sol görüşlere sahip NY'lu yazar ve sanatçılarıyla, belgesel atmosferiyle ve başroldeki Diane Keaton'la ister istemez Woody Allen'ın romantik komedilerini (başta Annie Hall) akla getirse de; Warren Beatty imzalı Reds, Dünya'yı değiştirmek için yapılmaması gerekeni yapmaktan çekinmeyen John Reed-Louise Bryant çiftinin çarpıcı hayatını ve aşkını, Allen filmlerinin güleç yüzünün aksine ciddi bir tonda anlatıyor.

Louise Bryant'la gelenekselci bir Amerikan şehrinde (Portland) açtığı fotoğraf galerisinde tanıştırıyor bizi Beatty. Konuklar, resimlerindeki kasıtlı bulanıklığı sorun olarak tekrarladıkça sinirleri gerilen Bryant; eserlerini (özellikle çıplak olanı) beğenmeyip, yasaklar yağdıran kocasıyla atışıp, soluğu şehrin "liberaller" toplantısında alıyor. O sıralar alevlenmekte olan 1. Dünya savaşını yerinde takip etmiş, şehrin yerlisi gazeteci John Reed, "Savaşın sebebi nedir?" sorusuna "Maddi kazanç" cevabını verince Bryant'ın dikkatini çekiyor.

Reed'le yaptığı mülakattan sonra; O'nun hayatına, düşüncelerine bağlanmaya başlayan Bryant, kocasını ve Portland'ın kısıtlayıcı yaşamını arkasında bırakıp, NY'a, Reed'in ve entellektüel arkadaşlarının arasına gidiyor. İki asi ruh iyi anlaşsa da; Reed, işçileri örgütleyip Amerika'yı değiştirmek için yollara düştükçe, ikinci plana atıldığını hisseden Bryant'ın hayatı zehir olmaya başlıyor. Kavgalar, aldatmalar, ayrılıklarla devam eden ilişki; ikili, Rusya'ya Bolşevik İhtilali'ni yerinde gözlemlemek ve bildirmek için gidince huzura kavuşsa da; NY'a döndüklerinde yaşadıklarını kendi ülkelerine aktarma istekleri eski günleri geri getiriyor.

Filmin senaryosunu Trevor Griffiths'le birlikte yazan Warren Beatty, Reed ve Bryant'ı tanıyanlarla yaptığı röpotajları, açılıştan itibaren filmin kritik noktalarına yerleştirmiş. Biyografilerde sürekli kafa kurcalayan "neresi gerçek, neresi uydurma" sorusu, bu parlak fikir ve röpotajlarda muhataplarının mümkün olanın en fazlasını söylemesini sağlayan Beatty ile kurgu masasında Dede Allen'ın çabasıyla bertaraf edilmiş.

Filmin iki asi ruhundan John Reed'i, yazarla benzer politik görüşlere sahip, filmin her anlamda temel direği Warren Beatty bitmez tükenmez bir enerjiyle sahnelerken, hemen karşısında Louise Bryant olarak, sinemanın en iyi komedi oyuncularından Diane Keaton ağır rolünde hayranlıkla izleniyor. Filmin çekildiği yıllarda birlikte olan ikili romantik sahnelerin kilit noktası "uyum"da da pek sorun çekmiyor.

Keaton'la bu filmden 22 yıl sonra, romantik komedi Something's Gotta Give'de tekrar bir araya gelecek olan Jack Nicholson, fırtınalı ilişkiye kısa bir süreliğine üçüncü köşe olarak dahil olan Eugene O'Neill'i, şu sıralar Gilmore Girls'te izlediğimiz Edward Herrman yine entellektüel camiadan Max Eastman'ı canlandırırken, Rus komünist partisinin üst kademe yöneticilerinden Grigory Zinoviev rolünü, oyunculuk tecrübesinden yoksun olsa da bunu hissettirmeyen Polonyalı yazar Jerzy Kosinski üstleniyor. Son olarak, yine Woody Allen'ın Interiors'undan tanıdık Maureen Stapleton, Amerika'dan komünist fikirleri sebebiyle sınırdışı edilen Emma Goldman'ı Oscar ödüllü bir performansla perdeye aktarıyor.

Başkarakterleri ve yönetmeni/yazarı Beatty, sol görüşlü olsa da, kapitalist rejim gibi komünist rejimin de sorunlarından bahsetmeyi ihmal etmeyerek tarafsız kalan, Reed ve Bryant'tan anılar aktaran "tanık"ların ifadesiyle inandırıcılık kazanan, usta oyunculardan güçlü performanslarla bezeli Reds, gözardı edilmemesi gereken bir klasik.

Seçenekler

Trackback

Bu yazı için Trackback URL si: http://www.genetikci.net/trackback.php/reds

Trackback iletisi yok.
Reds ****1/2 | 0 yorum | Yeni
Aşağıdaki yorumların sorumluluğu gönderene aittir. Sitemiz herhangi bir sorumluluk kabul etmez.