Public Domain'in Gülleri - 1
05 Mart 2007 13:24
Bağlantı hızlarının yükselmesiyle paylaşım programları aracılığıyla film indirip izleyenlerin sayısı katlandı. Bu şekilde sinemayı takip etmek (hala bilmeyen varsa hatırlatayım) yasadışı. Ama para ödemeden film izlemenin yasal bir yolu da var: Public DomainAvukat olmadığımdan buraya sayfalarca kanun maddesi yazamam ama basit ifadeyle, sanat eserleri, icat vb. yaratıcı işlere verilen kopya hakları ve patentlerin belli ömrü var. Bu süre dolduktan sonra kopyalama hakkı yenilenmezse sanat eseri halka açık hale geliyor. Bilindiği üzere It's A Wonderful Life yenilenmesi ihmal edildiği için bir süre bu statüde kalmış, sonra mahkeme kararıyla tekrar stüdyo kontrolüne girmişti.
Kısa yasal özetteki "ömrün dolması" ifadesinden anlaşılacağı üzere bu senenin Oscar adaylarını (veya yakın dönemin herhangi bir filmini) yasal olarak indirip izleme şansınız hala yok (Amerika'da parasını verince indirebildiğiniz siteler çıkmaya başladı ama o ayrı yazının konusu), ama benim gibi klasik sinema takipçilerinin Public Domain'in hammallığını yapan archive.org'a uğramasında fayda var.
Bu kadar konuşmuşken siteden bir iki örnek de sunmak lazım tabii
His Girl Friday ****1/2 : Archive.Org ziyaretçilerinin halka açık olmasına en çok şaşırdıkları film. Zira, Howard Hawks'ın 1940 yapımı His Girl Friday'i, efsanevi 40'lar komedisinin zirvedeki örneklerinden. 
The Front Page adlı bir filmin tekrar çevrimi olan His Girl Friday (ilerleyen yıllarda tekrar çekilmiş hatta), eski karı-koca gazeteci çift etrafında dönüyor. İlk hikayede hem editör, hem muhabir erkekken ve editör evlenip gazeteden ayrılacak muhabirini elinde tutmaya çalışırken, His Girl Friday'de muhabir kadın bir karakter olarak tasarlanıp eski evlilik işe karıştırılarak filme romantizm sosu eklenmiş. Ancak, sanmayın ki editör Walter Bruns (Cary Grant) ile muhabir Hildy Johnson (Rosalind Russell) birbirine tatlı aşk sözleri fısıldayacak ya da eski defterler açılıp tabaklar tencereler fırlatılacak. Daha birinci dakikadan şahit olunmadık bir hızda atışmaya başlayan Russell'la Grant filmin sonuna kadar bir an olsun durmuyor.
Konuya dönersek. Walter'dan çoktan boşanmış olan Hildy, yeni müstakbel eşiyle ayrılmak üzere olduğu gazetesine bir veda ziyareti yapar. Eski eşini ve en iyi yazarını kaybetmek istemeyen Walter, gündemdeki bir davayı, Hildy'nin üzerine, yazarın "gazetecilik ruhu"nun açıklarını kullanarak yıkma çabasına girişir. Hildy, Walter'ın uyanık oyunlarına aynı şekilde karşılık verse de, yazmaya ikna olduğu dava renklendikçe ertesi günkü düğününü, nişanlısını ve yeni bir hayat hayallerini unutup haber peşinde koşmaya başlar.
Davanın çekiciliği, işin ucunda bir idamın olmasından geliyor. Şehrin politik otoritesi oy amacıyla suçluyu idama göndermekte acele ederken, Walter ve gazetesi kamuoyunun desteğini alarak idamı engellemeye çalışıyor. Bu kargaşanın içinde tek unutulansa asılacak suçlu oluyor. Bütün komedisinin altında basını acımasızca eleştiren film, en başından "Burada bahsedilen gazeteciler geçmişte kalmıştır, günümüz gazetecileriyle alakası yoktur" dese de, atılan taşların hem güncel hem de o güne göre gelecekte kalan bugünün gazetecilerine gittiği su götürmez bir gerçek.Amerikan Sinema Enstitü'sünün 100 Yılın 100 Amerikan Komedisi seçkisinde 19. sırada gösterdiği His Girl Friday, telifsiz, halka açık, gerçek bir hazine.
Şu sayfadan indirilebilir.
Heartbeat ***: 1946 yapımı, az bilinen bir Ginger Rogers romantik-komedisi.Paris'te geçen filmde, ıslahevinden kaçan genç Arlette (Ginger Rogers, film çekilirken 35 yaşında ama yine de genç kendisi) işsizleri yankesicilik için eğiten bir okula sığınır. İlk işinde onu yakalayan şehrin önemli siması (Adolphe Menjou, sadece Elçi olarak geçiyor), Arlette'i polise teslim etmek yerine bir baloya götürür, hedef olarak gösterdiği genç diplomat Pierre de Roche'un saatini çalmasını talep eder. Bu ufak yankesicilik macerası sırasında de Roche ve Arlette arasındaki aşk hikayesi de başlamış olur. İlerleyen dakikalarda iki taraf "ayrı dünyalar"dan olduğu için romantizm sekteye uğrar, ortalık biraz karıştıktan sonra finale ulaşılır.
Heartbeat film olarak ortalamanın üstüne pek çıkamasa da Ginger Rogers'ı izlemek için değer.
Şu sayfadan indirilebilir.
The Thirteenth Guest ***1/2: 1932 yapımı, Ginger Rogers'lı polisiye-gerilim filmi.13 konuğun davetli olduğu bir yemekten hemen sonra zengin ailenin babası ölmüş, aile dağılmıştır. Daha da ilginci, 13. konuk o akşam masaya asla ulaşmamıştır. Polisin kafasını bir süre için kurcalamış olan olay tam unutulmuşken, o akşam masanın başında olanlar birer birer cinayete kurban gitmeye başlar. Şehrin polis şefi, kurt dedektifini ve saf yardımcısını alarak duruma (elinden geldiği kadarıyla) müdahale eder.
The Thirteenth Guest germeyi pek başaramasa da "ee sonra ne olmuş" dedirtmeyi beceriyor. Açılış sahnesinden başlayan sürprizlerle akıcılık kazanan film, Agatha Christie romanları okumayı sevenlerce eğlencelik olarak izlenebilir.
Şu sayfadan indirilebilir.
Vakit oldukça Public Domain gezilerine devam edeceğim.
