Much Ado About Nothing ****1/2
Kitaptaki en eski iki numara. Birinde nefretin yerini aşk alıyor. Sivri dillerden çıkan yaralayıcı sözler, aşk fısıltılarına dönüşüyor. İkinci hikaydeyse aşıkların mutlu sonu, "kötü adam" tarafından geciktiriliyor. Yine de Much Ado About Nothing'in üstünü çabucak çizmeyin. Zira, birinci sınıf oyuncular "Büyük Şair"in kelimelerini aktarmaya başlayınca iki klasik hikayeden bir başyapıt doğuyor.
Prens Don Pedro'nun kasabaya ulaşmak üzere olduğu haberi Messina'yı sevince boğar. Kasabanın valisi Don Leonato hazırlıklara başlarken, evin iki genç hanımı, iki lord hakkında bilgi almaya çalışır. Hero, grup savaşa giderken tanıştığı Claudio'nun Prens'in yakın arkadaşları arasında olduğunu öğrenip sevinirken; kuzeni Beatrice, büyük düşmanı Count Benedick'in salimen dönüyor olmasıyla dalga geçerek ulağı çileden çıkarır.
Kasabaya vardıktan kısa süre sonra Hero ve Claudio'nun evliliğini yoluna koyan Don Pedro, vakit geçirmek için, sadece aşkın aptallar için olduğu konusunda anlaşan iki azılı düşman Beatrice ve Benedick'i aşka düşürecek bir tuzak kurmaya girişir. Bu telaşın arasında, Pedro'nun kardeşi Don John, herkesin keyfini kaçıracak kendi tuzağını kurmakla meşguldür.
Kenneth Branagh, Much Ado About Nothing'ı uyarlarken tiyatro havasını muhafaza ediyor. Shakespeare'in sözleri değiştirilmeden, uzun kesmesiz çekimlerde; diğer bir deyişle sahnede göreceğiniz şekilde aktarılıyor. Ama Branagh'ın tiyatrosunda, seyirciler yerçekimi yasalarına tabi değil. Yönetmen, izleyicisini oyuncuların yanına taşıyarak her diyaloğun ve sinsi planın içine girmemizi sağlıyor. Dış çekimlerdeyse kamera ya olağanüstü manzaraya dönüyor ya da göyüzüne yükselip genel görünüşü aktarıyor. Son olarak, bu tiyatroda sahneler perdenin sessizce inmesiyle değil, Patrick Doyle'un müziğiyle renklenen heyecan verici paralel kurgulu kesitlerle bitiyor.
Tüm bunlar, eskilerden bir ismi, Busby Berkeley'i akla getiriyor. Aslen Broadway'de koreograf olan Berkeley, 30'larda yeni oyuncak sinemayı izleyicinin müzikalleri bambaşka bir gözle izleyip değişik bir tat alması için kullanmıştı. 90'larda aynı işi Branagh Shakespeare tiyatrosu için yapıyor. Bu görüşü desteklercesine, ilk perdede Don Pedro'nun grubuyla Don Leonato'nun ailesinin karşılaşması ve sondaki dans bölümü tepeden bakan, klasik Berkeley çekimlerini (oyuncuların oluşturduğu geometrik şekiller dahil olmak üzere) hatırlatarak iki yönetmenin yöntemleri arasında bir diğer görsel bağı oluşturuyor.
Kenneth Branagh ve o zamanlar birlikte olduğu Emma Thompson kavgacı laf ustaları olarak oyunculukta aslan payını yükleniyor. Konuşmalarını takip etmek ara ara zorlaşsa da, duygularını kaçırmak imkansız. Kavga ederken gülümsetip, aşklarını inkar ederken kahkaha attırdıktan sonra, birbirlerine sarıldıklarında içinizi ısıtıyorlar.
Much Ado About Nothing her izleyişimde (aşağı yukarı yılda bir) kendime soruyorum: Kate Beckinsale'e ne oldu? Masum Hero nasıl oldu da Underworld serisinin vampir savaşçısı seksi Selene'e dönüştü? Sebep sadece oyuncunun olgunlaşması mı yoksa planlanmış bir kariyer hamlesi mi? Sebebi ne olursa olsun, ben genç Beckinsale'in "genç Judy Garland" görüntüsünü özleyeceğim. Beckinsale'in aksine, filmdeki nişanlısı, Robert Sean Leonard, geçen yıllarda pek değişmedi. Ne çare ki, TV dizisi House MD hariç ortalıkta pek görünmeyen Leonard da özlenenler arasında.
Don Pedro rolünde Denzel Washington, Signor Leonato olarak Richard Briers ve Antonio'yu canlandıran Brian Blessed, daha yaşlıca, ciddi karakterleri sahnelediğinden komediye pek kaçamıyor. Onların büyük sahneleri işlerin karıştığı ikinci perdede geliyor. Aynı dönemde sahne alan Michael Keaton, Goldberry rolünde üçlüden farklı olarak klasik bir komedi performansıyla güldürüyor. Usta aktris Phyllida Law ve geçtiğimiz yıllarda Oscar adaylığına uzanan Imelda Staunton kasaba halkı arasındaki diğer büyük isimler. Ne yazık ki yeteneklerini sergileyecek kadar dakika alamıyorlar.
Sıkça eleştirilen Keanu Reeves birinci sınıf kadronun zayıf halkası gibi gözükse de, sessiz kötü adam Don John rolüne tam oturuyor. Hatta, kendisinin abartılı oyunculuğu yukarıda bahsi geçen tiyatro atmosferine katkıda bulunuyor.
Romantik komedi sevdalıları Much Ado About Nothing'i er ya da geç izleyip sevecektir. O yüzden son sözüm türün düşmanları olarak ün yapmış olanlara. Much Ado About Nothing sinema alanında düşünsel anlamda çığır açıcı bir yapıt olmasa da izlemekten ve zevk almaktan korkmayın. Arkadaşlarınız önceki sözlerinizi alaycı ifadelerle hatırlatabilir ama unutmayın ki eğlenmek herkesin hakkı.
