2008 Independent Spirit Adaylıkları
Büyük stüdyoların ekonomik desteğinden ve gişe baskısından uzakta, bir köşede kendi yağlarında kavrulan bağımsızlar bir süredir ödül törenlerinin aranan yüzü olmayı sürdürüyor. Büyüklerin arasından sıyrılmaları hala zor olsa da, en son geçen sene Little Miss Sunshine örneğinde gördüğümüz gibi sürpriz çıkışlar yapabiliyorlar. Bağımsızları kendi arasında sıralayıp, bu seneki muhtemel sürprizleri müjdeleyen Independent Spirit adaylıkları dün açıklandı.
Bob Dylan’ın hayatını sıradışı bir yaklaşımla anlatan I’m Not There’i sıralamanın önlerinde görüyoruz. Seyirciden fazlaca emek beklediğinden özgün başyapıtlıkla başarısız deney arasındaki sınırda bekleyen Todd Haynes imzalı film, en iyi yardımcı erkek (Marcus Carl Franklin), en iyi yardımcı kadın (Cate Blanchett), en iyi yönetmen (Todd Haynes) ve en iyi film adaylıklarına ilaveten ilk kez verilen, yönetmen ve tüm oyuncu kadrosunu kapsayan Robert Altman özel ödülünü alarak olumlu yönde bir adım atmış oldu. Filmden Oscar törenine kadar çok bahsedileceği kesin. Kafamı karıştıransa, filmin iddialı görüntü yönetiminin ve daha da iddialı senaryosunun göz ardı edilmiş olması. Görüntü yönetimi adayları arasında The Diving and The Butterfly ile Janusz Kaminski ve Francis Ford Coppola’nın Youth Without Youth’undan Mihai Malaimare, Jr. gibi iddialı isimler bulunsa da, Edward Lachman’ın çabası da takdir edilmeliydi.
Senaryo adayları arasında şu ana kadar sadece Adrienne Shelley’nin Waitress’ini izledim, fazla yorum yapamıyorum. İlk senaryo dalında (evet böyle ayrı bir dal var) Sidney Lumet’nin yönettiği Kelly Masterson senaryosu Before The Devil Knows You’re Dead ve senenin Little Miss Sunshine’ı olarak gösterilen Juno’nun isimleri dikkat çekiyor. John Orloff’un A Mighty Heart’ı ile Zoe Cassavetes’in Broken English’i bana pek çekici gelmedi açıkçası.
Juno demişken. Fragmanlarını görüp büyük umutlar bağladığımız bu ufaklık da 4 adaylıkla (en iyi ilk senaryo, en iyi yönetmen (Jason Reitman), en iyi kadın oyuncu (Ellen Page) ve en iyi film) Not There’in hemen yanında kendisine yer bulmuş. Sezonun benim için bir diğer gözde ufaklığı Lars and The Real Girl’se kayıp listesinde. En azından Ryan Gosling’e erkek oyuncu, Emily Mortimer’a yardımcı kadın oyuncu adaylığı gelmeliydi.
Kadın oyuncu dalında Ellen Page’in rakipleri A Mighty Heart’tan Angelina Jolie, Interview’dan Sienna Miller, Broken English’le Parker Posey ve Lust, Caution’dan Tang Wei. Bu listeden Jolie’nin adı Oscar için de geçiyor. Juno bir komedi olduğu için Angelina’nın akademi töreninde Page’den daha şanslı olduğunu söylemek mümkün. Şimdilik en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında görünen Cate Blanchett de, I’m Not There’in yapımcısı Weinstein kardeşler fikirlerini değiştirmezse Oscar’a en iyi kadın oyuncu dalında gidecek, gitmeye çalışacak. Ne çare ki filmde aldığı kısıtlı süreyle La Vie En Rose’dan Marion Cotillard gibi ağır sikletlere karşı tutunması mümkün görünmüyor. “Ama bir erkeği canlandırdı” bahanesi de işe yarayacak gibi değil, zira Julie Andrews da yaptı onu, yakın zamanda Hillary Swank de.
Oscar gecesi Cate için sancılı geçecek gibi görünse de (zira asıl büyük rolü olan Elizabeth: The Golden Age de eleştirmenlerin gazabına uğradı ve şansını büyük oranda yitirdi) oyuncunun nispeten az bilinen filmlerden gelen rakipleri karşısında Independent Spirit’ten neşeli dönmesi fazlasıyla mümkün. Tabii Before The Devil Knows’da Marisa Tomei haricindeki oyuncuları henüz izlemedim, izlersem fikir değiştirebilirim.
Erkeklerde ödüller daha ortada gibi. Başrolde Don Cheadle Talk To Me’yle iddialı gösteriliyor, Philip Seymour Hoffman The Savages’taki rolüyle belki karşısına çıkabilir.
Yönetmen ve en iyi film ödüllerinde Juno ve I’m Not There’e ilaveten Gus Van Sant’ın Paranoid Park’ı ile Julian Schnabel yönetiminde Fransız The Diving Bell and The Butterfly karşımıza çıkıyor. Bu dörtlüden (hatta dramatik konusu sebebiyle A Mighty Heart’ı da ekleyin, beşliden) bir-iki ismi Oscar adayları arasında da görürseniz şaşırmayın.
Independent Spirit ödülleri akademi töreninden bir gece önce 23 Şubat’ta ilan edilecek. Bu sebepten iki mücadelenin birbirini çok etkilemesine imkan yok ama küçüklerden büyük partinin 22 Ocak’ta duyurulacak adayları arasına girenlerin bir adım öne fırlaması beklenebilir. Ama ödül alsın almasın, aday olsun olmasın, bağımsız film bir ayrı güzeldir, izlenmesi ruh sağlığı açısından faydalıdır.
