Ana Sayfa  :  Gelişmiş Arama  :  English   :
   

Cabaret ****

Sinema

Judy Garland müzikal kariyerinin büyük kısmını pofuduk elbiseler içinde, vodvil sahnelerinde veya evinin salonunda şarkı söyleyip, aşık olduğu adamın kendisine evlenme teklif etmesini bekleyerek geçirdi. Kızı Liza ise ilk büyük müzikaline oldukça açık bir kıyafet içinde, Berlin'de karanlık bir gece klubünde çıkıyor. Aşkınıysa ne siz sorun ne ben söyleyeyim.

Broadway'den Hollywood'a taşınan Cabaret, Berlin'de iki dünya savaşının arasındaki süreçte geçiyor. Gece klubünde çalışan genç Amerikan şarkıcı Sally (Liza Minelli), kaldığı pansiyona oda bakmaya gelen beş parasız İngiliz Brian'la (Michael York) hemen kaynaşıyor. Yeni arkadaşına Berlin'i tanıtan, İngilizce dersi verebileceği öğrenciler bulup para kazanmasını sağlayan Sally, ilişkiyi yatak odasına doğru ilerletmeye çalıştığında önce soğuk bir cevap alsa da, bir süre sonra Brian'ın direnci kırılıyor, ikili mutlu bir çift haline geliyor. Ta ki, zengin bir Alman, Maximilian (Helmut Griem), sahneye girene kadar.

İki genç (ve hayatlarına giren muhtelif arkadaşları) kendilerince aşklarını ve parasızlıklarını yaşarken, Almanya'da Nazi yükselişi de devam ediyor. Filmin başında arkalara serpiştirilmiş birkaç karakterken, dakikalar ilerledikçe akışa gitgide daha fazla müdahale eden Naziler, sonlara doğru iyiden iyiye ana tema haline geliyor.

Filmin dans kökenli yönetmeni Bob Fosse müzikal numaralarda yeteneğini konuşturuyor. Karanlık ve gerçekdışı görünümlü numaraları aktaran kameranın yerleşimi, izleyiciye gerçekten salonda olduğunu hissettiriyor. Numaraların çoğunlukla film akışının içinde yer almaması, Sally ile Brian'ın hayatındaki ve Nazi yükselişindeki dönüm noktalarını özetleme görevi yapması eleştirilebilir ama Fosse'nin müziğe yer açmak gerektiğinde hikayeyi uygun yerde kesmeyi bilmesiyle ayrım çok rahatsız edici olmuyor. Müzikal sahneler, Kubrick'in 2001:A Space Odyssey'inde de aynı görevi üstlenmiş olan Geoffrey Unsworth'un kasvetli görüntü yönetimiyle zenginleşiyor.

Müzikal bölümde yükün büyük kısmını hemen hemen her numaranın içinde yer alan, bu rolden Oscar sahibi Joel Grey sırtlıyor. Grey ağır makyajıyla sahneye her fırladığında, çizgi dışı tavırları ve sözleriyle izleyiciyi uyandırıp, dikkatini çekiyor. Liza Minelli birkaç numarada sesini ve sahne yeteneğini gösterme fırsatı buluyor. Annesi Judy Garland kadar çarpıcı olamasa da, özellikle finaldeki Cabaret sahnesi etkileyici.

Minelli, Oscar'ını aslen dramatik bölümdeki başarısıyla hakediyor. Zor şartlar altında yaşamaya, aşık olmaya çalışan Sally'ye kattığı enerji, karakteri hatırlanacaklar arasına yazıyor. Karşısında Michael York'a veya Helmut Griem'e O'nu takip etmekten başka yapacak pek iş kalmıyor. Diğer yardımcı oyuncular Fritz Wepper ile Maria Berenson'sa bir köşede kendi ilişkilerini yaşıyor.

Cabaret, savaşı eğlenceye boğup unutturmak yerine, ağırlığını hatırlatıp iç karartan, gerçekçi, yeni nesil müzikallerden. Romantik ilişkilerinin ya da politik temalarının çok ilgi çekici olduğunu söylemek mümkün değil ama eldeki malzemenin kaliteli işlendiği yadsınamaz.

Seçenekler

Trackback

Bu yazı için Trackback URL si: http://www.genetikci.net/trackback.php/cabaret

Trackback iletisi yok.
Cabaret **** | 0 yorum | Yeni
Aşağıdaki yorumların sorumluluğu gönderene aittir. Sitemiz herhangi bir sorumluluk kabul etmez.