Bir Yaz Daha Bitiyor
Gündoğarken şarkısıdır, hüzünlüdür. Mevsime de uygun zaten. Bitirdik yazı, gene döndük iş başına.
Vatan gazetesi yazarlarından Tuna Kiremitçi, Çok Tuhaf Günlük başlığını attığı yazılarında ufak kırıntıları bütünlük kurmadan sayfaya aktarıyor. E profesyoneller öyle yaparsa, amatör olarak benim de nispeten kolay bu yola sapmam kaçınılmaz. (bakın ben ... Günlük şeklinde taklitçi bir başlık atmadım, zira Tuğçe Baran ablamız yaptı zaten onu (ha bi de hamileymiş kendisi. Analı babalı büyütsün artık çocuğunu))
***
Oyların sayılması çabuk bitti yine. Hatta bu sefer daha da çabuk geçen seferden. Geçen sefer Ankara'dan İstanbul'a gitmiştim, sonuçların sonuna yetiştim; bu sefer Kadıköy'den Avrupa tarafına geçtim yine zor yetiştim.
Oylar hemen sayıldıysa da seçimin geyiği uzun sürdü. Sonuç beklentilerden uzak geldiğinden sonucu anlama çabası bitmedi bir türlü.
***
Seçimin yanında bir favori konu da susuzluktu. Çocukluğumu hatırladım, o zamanlar da böyle su akmazdı, kazanlara falan su biriktirirdik. Kazan taşmasın diye damla damla akan musluğun başında durmak da bana düşerdi. Hey gidi günler.
***
Bayağı Avrupa Yakası izledim. Uzaktayız sene içi izleyemiyoruz malum, yazın tekrarlarına talim ediyoruz. Görmeyeli çok değişmiş. Herkes çiftler haline getirilerek dizi gençlik-aşk dizisine dönüşmüş. Sırayla bütün çiftler kavga edip barışıyor, sonra yine kavga ediyor. Sayıları fazlaca olduğundan (10-12 tane çift var sanırım), kurgucu da paşa gönlünün hizmetinde akıştan akışa atladığı için takipte zorluk çıkıyor. Her bölümde normal sitcom'un 4-5 katı uzunluğunda ürün beklenen yazı ekibi (belki de hala sadece Gülse Birsel mi?) kötü şakalara, tekrarlara ve tempoyu yerle yeksan eden yan yollara sapıyor. Oysa ki sit-com formatı (ki günümüzde televizyon komedisinin en revaçta şeklidir) 22 dakika civarında bölümlerden oluştuğundan az sayıda karakter içerir ve boş zamanlar imha edilerek akış sürekli tutulur. 40 dakika civarında gidip güldüren diziler görülse de, bunlar safkan komedi değildir, illa ki romantik olsun macera olsun bir sürükleyici yanları vardır.
Senaryo zorluklarının yanında, büyük zaman verilen Engin Günaydın (Burhan) - Hasibe Eren (Makbule) çifti bana fazlasıyla itici geldi. Komedi uğruna abartılı rol yapılması anlaşılabilir ama bir yerlerde durmak lazım.
Peki niye izledim diziyi, bu kadar kötü konuştum da. Peker Açıkalın Gaffur tiplemesiyle Avrupa Yakası'nı takip ettiriyor. Skeç komedi kökenli Açıkalın, (TRT'nin bir eğlence programında "Kim Bunlar?" ekibiyle çıkmaz mıydı gençken? Bana mı öyle geliyor?) karakteri dizidekilerin hepsinden ötede bir yerlerde abartı olsa da doğallığa yakın durmayı beceriyor. Kendisin verilen görsel (pijama en basitinden) ve konuşma ("Gidelim Gaffur", "Nasılım") öğelerini sımadan oraya buraya serpiştirerek kahkaha toplamayı beceriyor. Ayrıca çekirdek kadroya ilave gelen Tolga Çevik, Bihter Özdemir, Sarp Apak gibi isimlerin oyunları da izleniyor.
Çok konuştum, bitireyim, yani kısalsa "çok süper olacak" dizi "kanumca".
***
Eski şarkıları kırpıp kırpıp dizi yapma furyası başlamış. "Senden Başka", "Hatırla Sevgili" iki örnek. Yapılmadıysa "Kara Sevda"nın yapılmasında da fayda vardır.
***
Akbank Busby Berkeley misali tepeden çekimli reklamlar hazırlamış. Hani örnek isteyen varsa buyurun örnek. Reklamlara girişte falan gösteriyorlar sanırım.
Bir de çok uzun reklam kuşakları hala. Yetmezmiş gibi bir de "Tanıtıcı Reklam", "Tek Reklam" gibi kuşağın dışında kuşakçıklar gelişmiş. Tanıtıcı reklam ne ki yahu? Ötekiler tanıtıcı değil mi?
***
Fox kanalı büyük hayır dua aldı. Pazartesi, Salı, Çarşamba akşamları eski Türk komedilerini yayınlıyordu, Hababam Sınıf'larını, Köyden İndim Şehire'leri, Şabanoğlu Şaban'ları, Mavi Boncuk'ları tekrar edip patlayasıya güldük, eğlendik. Bir başka canım bizim eski komediler. Başka da film izlemedim neredeyse koca tatil boyunca.
CNCB-e Amerikan dizilerini yakından takip etmeye başlamış. Burada yaz başı sezon bitiren bazı diziler Türkiye'de de yaz sonu sezon bitiriyordu. Eskiden yıllarca geriden gelirlerdi, böyle daha iyi olmuş. Ağustos'ta Lars Von Trier filmleri veriyorlardı, Dogville gösterilecekti, daha geçmediyse aman diyim kaçırmayın.
***
Üniversite Oyunları'nda harika sonuçlar geldi, Halil Akkaş'ın hem 5000'i hem 3000 engelliyi kazanması da üstüne kaymağı oldu. Dünya Şampiyona'sında da aynı başarı gelecekse haberdar etsinler de yarışları izlemek için formül düşünelim (bu cumartesi başlıyor).
Oyunlar sonunda 3 altın, 3 gümüş, 4 bronzla 17. olmuşuz.
***
Adapazarı, Bursa gezileri yaptım. Vaktiyle Cem Uzan'ın da böyle başladığını hatırlayan çevredekiler "gelecek seçimde aday mısın?" diye sordu, "yok artık daha neler" dedim.
***
Üsküdar'da fosil sergisi gördüm. Muhabbetimizin ayrıntıları ekşisozluk'te fosil sergisi başlığında bulunabilir. (evet ekşisozlukteki genetikci de ben oluyorum)
***
Ve bir tatilin daha burada sonuna geliyoruz. Yayında ve yapımda emeği geçen tüm arkadaşlar adına...
