15.10.2008 - Kısa Kısa
Türkiye'ye gelmişken metrobüse de bindik en nihayetinde. İyi olmuş, güzel olmuş da ara duraklardaki akbil gişeleri çalışmıyor, otobüse (pardon metrobüse) binişte bilet alma verme telaşı olduğu için gecikiliyor.
Bir de orta kapılar açılınca binen beleşçiler vardı ki, şoför abi çok kızdı. Hayır anlamadığım normal seyreden otobüslerde arka kapılardan binenler binbir zahmetle o akbili öne uzatıyor da metrobüse gelince kaçıyorlar. Metrobüs bedava binilmesi gereken bir aygıt gibi mi geliyor bilinmez. Ha, öte yandan iki kişi de bedava binmiş, çok sorun değildi bence, hızı kesmeyip gitseydik keşke güzel güzel tadımızla.
Yavaş gidiyor bir de meret. Yol boş, hızlanmak lazım.
------
Oğuz Atay'dan Bir Bilimadamının Romanı. Mustafa İnan'ın hayatı ve idealizmi oldukça güzel anlatılmış. Bir bilimadamı adayı olarak neredeyse bir oturuşta bitirdim, tavsiye ederim.
-----
İsmail Cem'den Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi. Bir oturuşta bitiremedim, hacimli kitap maşallah ama o da çabuk çabuk akıyor.
-----
Sabrina'sı, şusu busu derken Little Women da Türkçeleşip dizi olmuş ki vay anam vay. Anneleri ölmüş diye duydum ama.
-----
Bir evlenme telaşıdır gidiyor memlekette. Sabah programlarının yerini evlilik programları almış. (pardon, izdivaç programları!, öyle deyince seviye yükseliyor herhalde) Bir yandan Amerikan TV'lerinin yörüngesinin dışına çıktık, yöresel bir iş yaptık diyeceğim ama öte yandan da "Hadi bakalım X hanımla Y bey siz konuşun biz de izliyoruz", olmuyor pek.
-----
Komedi Dükkanı TRT'de, gerçekten harika. Tolga Çevik Türkiye'nin komedi piyasasına bakışımı değiştirdi, moralimi düzeltti.
-----
Kadıköy'e çok gittim geldim bu ara. Deniz havası ciğerlere, İstanbul manzarası gözlere iyi geliyor. Fotoğraf da var ama kablo getirmemişim, artık dönünce.
-----
Devlet babayla Marmara Üniversite'si kafa kafaya vermiş, İstanbul Atatürk Fen Lisesi'nin Kadıköy'deki güzel bahçeli yuvasına göz dikmiş. Türkiye'ye değerli insanlar yetiştirmesi için kurulan ve görevini 25 yıldır eksiksiz yerine getiren okuluma bir bahçeyi çok gördüler herhalde. Sonra "neden Türkiye'de kafalı adam yetişmiyor" diye gelmesin kimse bana.
-----
Fen Lisesi ilk Ankara'da, sonra İstanbul'da açıldığında özel kurallara sahipti. Bizim kurucu öğretmenlerimiz yıllarca normal okullarda tecrübe kazandıktan sonra, sınava girip bir de üstüne Ankara Fen Lisesi'nde staj gördüklerini anlatırdı. Şimdiyse bu şartları sağlayacak öğretmen bulunamadığından, İstanbul Fen Lisesi'nin bile öğretmen kalitesinde ciddi bir düşme olduğundan bahsediliyor. Bu statüye sahip liselerin yurdun dört yanında açılması da (İstanbul'da ikincisi de açıldı) yangına körükle gitmekten farksız. Şu şartlar altında, bilimadamı yetiştirmesi gereken, analitik düşünceyi öğretmesi gereken Fen Liseleri, iyi öğrencilerin toplandığı Anadolu Liseleri haline geliyor. Diğer bir deyişle, okulun kapısına asılan "Fen Lisesi" tabelası, o efsanevi eğitimi tek başına sağlamıyor.
Mevzu geniş, ileride daha da deşeriz.
-----
Amerika'da seçim senesi malum. Obama arayı açtı gidiyor. McCain, "ben de tam bunu bekliyordum" dese de buradan seçimi döndürebilmesi pek mümkün değil gibi. 3 hafta daha bekleyip görelim.
-----
Bu arada Demokratlar Beyaz Saray'ın yanında Senatoyla Temsilciler Meclisi'ni de ele geçirip tüm yasama sistemine konacak gibi görünüyor. En azından ilk ara seçimlere kadarki iki senede büyük bir icraat dalgası bekleyebilirsiniz Obama yönetiminden.
-----
Güncel anketleri takip etmek için şöyle bir site var. Senatosu, başkanı. Hangi anketi isterseniz karşınızda
-----
Filmekimi'ne uğrayamadım pek, hakeza Caz günlerine de. Ama kulağımda hep "Take Five" diye bir parça var bugünlerde, Demi Moore'la Michael Caine'in Flawless filminden takıldı. Pandora "Cool jazz" olarak tabir etmiş, tam da yerine oturtmuş.
-----
Gelirken uçakta Recount'u izledim, seçim senesinde seçim filmi olsun diye. Florida'da 2000'de burun buruna biten Amerikan başkanlık seçimi konu edilmiş. Sürükleyici, heyecanlı, yer yer üzücü. Politikayla ilginiz varsa mutlaka edinip izleyin.
Buffy'den Gilmore Girls'ten bir Danny Strong vardı hatırlarsınız, ufak tefek, o yazmış.
